Mevlevi mutfağı ve sufizm

Mevlevi mutfağı ve sufizm
08 Mart 00:13 2018

Şeb-i Arus düğün gecesi demektir. Mevlevilikte Mevlana Celaleddin Rum-i’nin öldüğü gecedir. Mevlana bu gecenin ölüm var diye düşünülmemesini, tam tersine Rabbine kavuşma gecesi olarak değerlendirilmesini ister ve bu sebeple ‘Düğün Gecesi’ olarak adlandırır. Mevlana’nın vefat ettiği gece olan 17 Aralık tarihini kapsayan hafta Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri olarak isimlendirilmiştir, ama halk arasında Şeb-i Arus olarak bilinir. Şeb-i Arus törenlerinin düzenlendiği hafta Konya bambaşka bir ruha bürünür. Gidip görme şansını yakalamış olanlar, bu duyguyu yaşamışlardır. İnancınız ne olursa olsun, bence hayatınızda bir kere de olsa, bu törenlere mutlaka katılın.

Gitmişken Konya Mutfağı’nın parçası olmuş Mevlevi yemeklerinden tatmadan da gelmeyin. İnancınız ne olursa olsun diyorum, çünkü Hristiyan veya Musevi olmasına rağmen, Mevlana’nın kabri başında iki gözü iki çeşme ağlayanları bizzat gördüm. İlk başta çok ilginç gelmesine rağmen, sonrasında o uhrevi atmosfer sizi de içine alıyor. Buradaki asıl anlaşılması gereken, dini bir durum değil. Tamamen Mevlana Celaleddin Rum-i’nin felsefesi, insanlarda yaratmaya çalıştığı bakış açısı ve farkındalık. Mevlana okumak, Mevlana’yı anlamak için Mevlevi olmanıza gerek yok. Size katacakları tüm insanlığa gerekli özellikler. Amacımız Mevlana’yı değil, Mevlevi Mutfağı’nı anlatmak olduğundan konumuza dönelim. Gerçi Mevlevi Mutfağı’nı Mevlana’dan ayrı düşünmek mümkün değil. Çünkü, Mevlana’nın İlahi Aşk Şiirlerinin toplandığı Divan-ı Kebir eserinde yer alan ‘Hamdım, piştim, yandım’ sözü bile, bize Mevlana’nın kendi çağı yemek kültürünü felsefesinin içine ne kadar aldığını gösteriyor. Zaten Sufizm’de dervişler eğitimlerine mutfakta başlar. Burada sadece yemek pişirmeyi öğrenmekle kalmaz, aynı zamanda insanlara sunulan yiyeceklerin doğada nasıl bir çabayla oluştuğunu öğrenirler ve bu saygı oluşturur.

Yiyeceklerin ne kadar verimli ve uygun şekilde kullanılacağı ve tüketileceğine büyük önem verildiğinden, aşçılık Mevlana döneminde en itibarlı meslek olmuştur. Hatta ruhani bir anlamı vardır. Mevlevilikte, Yüce Yaradan’ın sunmuş olduğu nimetleri pişirip, kulların beslenmesine sunduklarından aşçılık büyük saygı hak etmektedir. Sofraya somat, müritlere can denir. Somat adabı büyük önem taşır ve canlar tarafından hazırlanır. Öğlen ve akşam olmak üzere günde iki kez yemek yenir. Tuz, somatta çok önemlidir.

Yemeğe tuzla başlanır, tuzla bitirilir. Kazancı Dede kazanın kapağını açınca canlar kazanı ocaktan alır ve Kazancı Dedenin duası ile somata çağrı yapılmış olur. Sufiler elleri önde bağlı vaziyette kapıya gelince başlarını eğerek selamlaşır ve somata öyle otururlar. Şeyhin gelip dua etmesi ile yemek başlar. Yemeğe hep beraber başlanır, hep beraber bitirilir. Yemek esnasında kesinlikle konuşulmaz. Mevlevilerde yemek bir nevi ibadettir, yerken nasip olan yiyecekler için şükrederler. Sufilerin geleneği gereği yemekler sade malzemelerden hazırlanır, ancak çeşitlilik önemlidir. Halen Konya halkı sofralarında sufi tatlarına çokça yer verir, her yemekte Mevlana’yı anarlar. Mevlevilik, Mevlana ve Sufizm gelenek ve görenekleri ile ilgili kitaplar yazılmış, bizim buradan hepsini anlatmamız mümkün değil. Biraz da yemeklerinden bahsedelim. Mesela Mevlevi Mutfağı’nda domatesin yeri hiç olmamıştır. Kahve Payitaht’tan önce Konya’da tüketilmiştir. Tutmaç çorbası ve badem helvası -ki Mevlana’nın en sevdiği lezzetlerden biridir-bugüne kadar ilk günkü tarifini korumuştur.

Sirkencübin şerbeti hazmı kolaylaştırıcı ve sindirim sistemini temizleyici özelliğe sahiptir ve sirke ile balın eşit miktarda kullanılması ile yapılmaktadır. Isıyı eşit dağıttığı için bakır kaplarda pişirilen yemeklerden et yemeklerinde armut, ayva, erik, keçiboynuzu, hurma, incir, dut, elma, üzüm, nar gibi meyveler kullanılmaktadır. Şerbet, reçel ve hoşaf çeşitlerinin tüketildiği bu dönem yemek çeşitliliğinde çığır açmaktadır. Av hayvanlarının ve sakatatın kullanıldığı yemekler mevcut mesela. Bostan Patlıcanda Reyhan Soslu Bıldırcın, Tike Kebabı, Çömlek Kebabı, Herise Keşkek, Nohut Yahnisi, İşkembe Çorbası gibi yemekler varken; aynı zamanda Halep Dolması, Ispanak Boranisi, Pekmezli Elma Dolması, Erişte, Kabak Bayıldı gibi Vejetaryen yemeklere de ulaşabiliyorsunuz.

Mevlevi Mutfağı ve Sufizm anlat anlat bitmez. Siz bence bu sene olmazsa seneye, ama mutlaka bir Şeb-i Arus’da Konya’da olun. Pişman olmayacağınıza garanti veriyorum.

Cemre BİLGİN



Emoji İle Değerlendir

0 Mutfak Haber Emoji İnanılmaz

İnanılmaz

0 Mutfak Haber Emoji Muhteşem

Muhteşem

0 Mutfak Haber Emoji Beğendim

Beğendim

0 Mutfak Haber Emoji Beğenmedim

Beğenmedim

0 Mutfak Haber Emoji Üzüldüm

Üzüldüm


Yorumlar