Gastronomi Dünyasından Deprem Bölgelerine Destek

Gastronomi Dünyasından Deprem Bölgelerine Destek
20 Şubat 20:45 2023

Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Elazığ, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa'da büyük yıkımlara sebep olan 7.7 ve 7.6'lık depremler sonucu tüm Türkiye seferber olurken, ülkemizin başarılı şefleri ve restoran kurucuları da bölgeye koşanlar arasında yer aldı. Deprem bölgesine yardım yağarken, deprem felaketi duyulur duyulmaz organize olmaya başlayan gastronomi kahramanları da depremzedelere yemekler pişirdi. İlk harekete geçen isimlerin başında ise dünyanın önde gelen sosyal girişimci şeflerinden Ebru Baybara Demir ve Şef Türev Uludağ vardı. Büyük bir örgütlenme örneği gösteren Ebru Şef, Türev Şef ile daha ilk günden soluğu Osmaniye'de aldı. Osmaniye Kız Öğrenci Yurdu'nda yemek pişirmeye başlayan iki şef, yerel gönüllülerin de destek verdiği mutfakta kurulan sistemle 25 bin kişiye yemek çıkardı. Sistem işler hale geldiğinde ise görevi diğer şef arkadaşlarına ve bölge gönüllülerine teslim eden Ebru Şef ve Türev Şef, bir sonraki ihtiyaç noktası olan Kahramanmaraş Avşar KYK Kız Öğrenci Yurdu'na geçiş yaptı. Burada Gençlik ve Spor Bakanlığı personeli ile birlikte 50 bin kişiye yemek pişirmeye devam eden şefler, kurulu sistemi bir kez daha yeni şef ve gönüllü ekibine devrettikten sonra İskenderun'a geçti.

 

EBRU BAYBARA DEMİR - TÜREV ULUDAĞ

Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi internet sitesi üzerinden sadece deprem bölgesinde ihtiyaç olan gıda ürünleri listelenerek, gönüllü kişi ve kurumların ürün gönderebildiği bir yapı kuruldu. Şefler bunu sosyal medya kanallarındaki anonslarla duyurdular. Bugüne kadar sayısız kişi, kurum, kuruluş ve markanın ürün desteği, bakanlık personeli dahil bölgeden insanların varlığı, mutfaklarda çalışmak isteyen gönüllü şefler, moto kuryeden taşıma personeline herkesin gönüllü olduğu mutfaklarda üç milyona yakın kap yemek dağıtımı gerçekleşti. Üç ayrı merkez mutfağın yanı sıra ilçe ve köylere de araçlar ile yemek ulaştırılmaya başlandı. Sistemin sürdürülebilir olması konusunda da çalışan Ebru Baybara Demir ve Türev Uludağ, üç noktada günde ortalama 300 bin kap yemek dağıtımını organize ediyor. Şefler, "Bu süreçte bir tas yemek veren de bir kazan kaynatan da hep beraber aynı şey için çabalıyoruz. Herkesin emeği çok kıymetli. Hepimiz yapmayı bildiğimiz en iyi işi ortaya koyup kenetlenerek elimizden ne geliyorsa yapacağız. Bu kadar günde çok şey yaşadık, omuz omuza el ele bugünleri de aşacağız. Herkesin desteğini bekleyen biz şeflere topraktantabaga.com.tr adresi üzerinden ürün desteği sağlayabilirsiniz" diyor.

 

MEHMET YALÇINKAYA

MasterChef'in ünlü jüri üyesi ve MYK Restoran Kurucusu Şef Mehmet Yalçınkaya da ekibiyle birlikte Kahramanmaraş'taydı. MasterChef yarışmasındaki yarışmacılarının da destek verdiği Yalçınkaya'nın ekibi, enkaz alanlarına dağıtım yaparak gün boyu 60 bin kişiye yemek desteği sağladı.

"Biz şefler yemek yaparız. Afet bölgelerindeki depremzedelerimizi doyurmak, sıcak bir aş sunmak için de hepimiz yollara düştük" diyen Yalçınkaya, "Elimizden gelen bu. Aklıselim durmak, olduğumuz yerden yardım etmeye çalışmak çok değerli. Bu bir süreç. Bugün büyük acılarla göçük altından kurtarma çabalarına katkımız, ancak doğru lojistik ya da marka bağlarımızı kullanarak en güvenilir kaynaklarla ilerlemek olacaktır. MasterChef ekibi olarak tüm genç şeflerimizle birlikte deprem bölgelerinde nasıl organize olabileceğimize baktık. Şu an da tüm MasterChef genç şeflerimizle Kahramanmaraş ve diğer deprem bölgelerinde seyyar mutfakların organize edilmesine ve İstanbul'dan gelip çalışacak şef arkadaşlarımızla bölgelerde yemek ihtiyacına cevap vermeye çalışıyoruz. MYK ekibinden Onur Kutluca şefimizle ben Kahramanmaraş'ta yaraları sarmaya, en azından sıcak yemek ihtiyacını bir nebze de olsa karşılamaya çalışıyorum. Tüm ihtiyaç sahibi şehirlerde ilgili koordinasyon merkezleri ile bağ kurarak malzeme temini için en güzel ve sağlıklı bir çaba içinde olmak temel insanlık görevimiz. Bedri Usta sağ olsun en çok ihtiyaç duyulan su desteğini tırlarla gönderdi. MYK, erzak desteği ile yanımızda. İsmini sayamayacağım kadar çok şefimiz bölgelere dağıldı. Emeklerimiz yer bulsun, fayda sağlasın. Yaraları sarmaya çalışan, yanımızda olan tüm destek olanlar var olsun. Deprem ülkemizin gerçeği. Yaraları yine birlikte saracağız. Tüm acılar, ortak acılarımız. Vefat edenler, hepimizin acısı. Başımız sağ olsun" açıklamalarında bulundu.

 

ÇİĞDEM SEFEROĞLU

Hodan Restaurant Kurucusu ve Şefi Çiğdem Seferoğlu, Umut Karakuş ve Hazer Amani ile birlikte Elbistan'daydı.

"Sanıyorum gözümüzle gördüklerimizi anlatabilecek kelimeler bende yok. Çok zor şartlarda, çok zor imkanlarla, çok zor bir yaranın merhemi olmaya çalıştık" diyen Şef Çiğdem Seferoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu tabii basına 'kahraman şefler' olarak yansıdı ama ben bir kahramanlık yaptığımızı düşünmüyorum. Biz gastronomi sektörü olarak, o bölgenin uzun yıllardır ekmeğini yiyen sektörlerin başında geliyoruz. Güneydoğu Anadolu bölgesi, benim salçamı, baharatımı, bulgurumu, buğdayımı, kısacası tüm mahsulümü üreten, tedarik eden ve bana gönderen bölgelerden biri. Oturdum, 'Ne yapabiliriz?' diye düşündüm ve yapabileceğimiz tek şeyin bir tas çorba kaynatmak olduğunu anladım. Ardından diğer şef arkadaşlarımla organize olup, birlikte hareket ettim ve soluğu Elbistan'da aldım. Hayatımda hiç bu kadar çaresiz kaldığım bir dönem yaşamadım. Hiçbir şey yok. Ne isteseniz, elinizi neye atsanız kocaman bir 'yok.' Yine de elimizden geleni yapmaya çalıştık. Bir tas çorbayla o insanlarımızı mutlu etmemiz tabii ki mümkün değil ama umarım bir nebze de olsa yaraları sarabilmişizdir. Benim gittiğim bölgedeki hava şartları çok kötüydü, -18 dereceyi gördük. -18 derece, bizim restoranlarımızda bulunan dondurucu dolaplarımızın sahip olduğu ısı derecesidir, biz buralara et alacağımız zaman şişme yeleklerle hızlıca girer çıkarız. Biz bu derece altında üç gün boyunca hiç durmadan yemek yaptık. Uyuyabilecek bir yerimiz yoktu, gidebilecek bir tuvaletimiz yoktu. Çünkü kaldığımız fabrikanın büyük bir bölümü hasarlıydı ve sadece tek katlı yemekhane bölümünü kullanabildik. Musluklar dondu, sular akmadı. Tüpler dondu, ocak yanmadı. Dönmeye çalışırken aracımızın motoru, benzin deposu dondu, yolda kaldık. Kalan insanlar orada çok ciddi ve ağır şartlarda yaşam savaşı veriyor. AKUT'ta çok fazla arkadaşım var, Soma'dan gelen madencilerimiz vardı. Uzun saatler sonra enkazdan çıkan insanların hayatta kalabilme sebebinin dondurucu soğuk olduğunu söylediler. 'İçeride hipotermiye giriyorlar ve kalpleri, beyinleri daha yavaş işliyor. Böylece daha uzun süre dayanabiliyorlar' dediler. Biz bu cümleyi duyduktan sonra soğuk, soğuk gelmemeye başladı. Çok ciddi yardım geldi, ikinci günden itibaren büyük bir erzak deposu oluşturmaya başladık. İhtiyacı olanlara stok erzak göndermeye başladık, bir kısmını pişirerek ilettik. O kadar mütevazı insanlar gördüm ki iki ekmek veriyoruz, 'Bize bir ekmek yeter' diyorlar. Oradayken daha dayanıklıydık ama döndükten sonra insanın aklına yaşadıkları gelince çok daha güçsüz oluyor. Bir insan, oradaki duruma mental olarak yalnızca üç gün dayanabilir. Biz ekip olarak beş gün orada kalabildik, üçer gün aralıklarla değiştirmek üzere de bir grup sistemi kurduk. Şu anda da bu şekilde devam ediyor. Umarım tüm yaralar sarılana kadar onların yanında durabiliriz."

 

UMUT KARAKUŞ

Muutto İstanbul Street Food & Meze Bar ve Anatolian Tapas Bar'ın Kurucusu ve Şefi Umut Karakuş, ekibiyle birlikte Elbistan Mutlucan Şeker Fabrikası'nda bir mutfağın kurulmasına ön ayak oldu.

Duygularını "İçim çok buruk. Çok zor bir süreç, her şey çok sancılı" sözleriyle anlatmaya başlayan Umut Karakuş, "Biz Kahramanmaraş Elbistan Mutlucan Şeker Fabrikası'nda bir proje yaptık. Projenin başından sonuna kadar, ilk günden itibaren her aşamasında vardım. Görevimi başka şef arkadaşlarıma devredip döndüm, bayrağı devretmek gerekir diye düşündüm. Biz bu fabrikada her gün 5000 kişiye yemek çıkarıp 10-13 köye gıda yardımı sağladık. Çok ciddi bir gıda yardım deposu oluşturduk aynı zamanda. Daha doğrusu hem kuru gıda hem de erzak anlamında gelen yardımları depolaştırdık. Bunun dışında tabii ki sıcak yemek ve sandviç servisi sağladık. Gece, gündüz, sabah, öğle, akşam demeden, polis evinden, AFAD'dan, belediyeden, farklı bölgelerden kim talepte bulunduysa o talebi karşılayabilmek için mümkün mertebe çabaladık. Hemen hemen 30 kişilik bir ekiple sahada görev yaptık. Bir kısmı lojistikle ilgileniyordu, bir kısmı depo düzenlemede görev alıyordu. Çok fazla ürün geldi, çok fazla gönüllü, çok fazla destek veren insan vardı. Orada gerçekten büyük bir kenetlenme gördüm, muhteşemdi, çok mutlu oldum. Çok zor bir süreç olsa dahi Türkiye'de insanların ne kadar güçlü olduklarına tanık oldum. Oradaki vali yardımcılarıyla, kaymakamlarla, yerel yöneticilerle, AFAD'la, Kızılay'la koordineli çalıştık. Çok güzel bir projeydi, orada olmak, o insanlara ulaşabilmek benim için çok kıymetliydi. Orada içime dokunan iki olay yaşadım; ilki, kadın bir depremzedenin 'Oğlum dün muhtaç değildik, bu sabah muhtaç olduk' sözleriydi. İkincisi de bir adamla tanıştım; adam ev sahibiyle beraber gıda desteği istemeye gelmişti. Bana 'Dün bu adam benim ev sahibimdi, bugün ikimiz de evsiziz' demesiydi. Çok buruk hikayeler var. Allah bir daha yaşatmasın" dedi.

 

HAZER AMANİ

Elbistan Mutlucan Şeker Fabrikası'ndaki mutfak kurulumunda görev alan bir diğer gönüllü şef de Hazer Amani oldu.

"Zorlu şartlar, hava sıcaklığı gündüz -7, -8'leri geceleri ise -23, -24'leri görüyordu" diyen Hazer Şef; sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben Elbistan'da bulundum. Bize tahsis edilen şeker fabrikasında, operasyona oldukça soğuk bir ortamda destek vermeye çalıştım. Anlatılmaz bir ortam, gözlerim doldu. İnanılmaz bir gönüllü gastronomi ordusu vardı. Aşçılar, şefler herkes seferber olmuş durumdaydı. Bunların dışında birçok mimar ve mühendis arkadaşımız gerek 4X4 gerekse binek arabalarıyla mutfaktan çıkan yemeklerin dağıtımını sağlıyordu. Biz oraya gidip sadece yemeği yapmıyoruz, yemeklerin ihtiyaç sahibi bölgelere ulaşmasını da sağlıyoruz. Zor bir operasyon, depremzedeler için eminim çok daha zordur. İyi ki gitmişim diyorum. Allah kolaylıklar versin diyorum tüm gönüllü arkadaşlarıma. Hiç kolay bir operasyon değil. Bu arada tüm Türkiye'ye çok çok teşekkür ediyorum, gerçekten emsali görülmemiş bir birliktelik ve dayanışma örneği olduk. Oraya gelen erzakları size anlatamam. Bunun dışında bir teşekkürüm de dünyanın dört bir yanından desteğe koşan yardım ekiplerine olacak. Tam 104 farklı ülkeden yardım geldi. Çeşitli kurumlar da bizden desteklerini esirgemiyorlar. Bunlardan biri de Şef José Andrés'in kurduğu World Central Kitchen oldu. Bu uzun bir maraton, öyle kısa bir 100 metre koşusu değil ne yazık ki. Yaralarımızı sarmamız uzun bir zaman alacak, biz de desteklerimizi esirgemeyeceğiz. Halkımızın bugünkü sağduyusunu ve cömertliğini bundan üç ay sonra da görmek istiyoruz. Şu anda erzak ihtiyacımız yok ama belki 15 gün belki bir ay sonra yeniden ihtiyaç olacak. Bu nedenle bizleri takip edip desteklerini esirgememelerini rica ediyorum. Tüm Türkiye zorlu bir süreçten geçiyor. İnşallah hep birlikte üstesinden geleceğiz bu zor günlerin."

 

MURAT DENİZ TEMEL

Murat Deniz Temel ise Adıyaman KYK Yurdu'nun mutfağında yemek pişirmeye başladı. Temel ve ekibi, sıfırdan kurdukları ve sıcak yemek üretimine başladıkları öğrenci yurdunu, 48 saat gibi bir sürede 10.000 porsiyon sıcak yemek sunan profesyonel bir mutfak haline getirdi.

Adıyaman'ın can damarlarından birisi haline gelen mutfakları hakkında duygularını paylaşan Murat Deniz Temel, "Burada şartlar standart bir operasyondan çok daha zor. Yığınla bulaşık da yıkıyorsun, bir kamyon mal da indiriyorsun. Tamamen gönüllülük esasına dayalı bir operasyon yürüttük. Temelde, depremzedelerin ihtiyaçları olan standartlar geçerli, bizim standartlarımız değil. Bunu göz önünde bulundurarak oraya gitmek gerekiyor. Oraya gidecek olanlar, minimum beş gün hatta bir hafta görev almayı kabul ederek gitmeli. Gerçekten ciddi bir ihtiyaç var. Şu an oradaki en büyük motivasyonu, verilen yemek desteği sağlıyor. Biz Adıyaman'da sadece mutfakta yemek hazırlama sürecini değil, yemekleri araçlarla çadır kentlere dağıtma işini de yürütüyoruz. Sahada vücut gücünü sürdürülebilir kılmak çok önemli. Vitamin desteği almak şart. Ekibimiz ilk beş gün sabah 7.00 akşam 24.00 saatleri arasında hizmet verdi. Yatacak yer yok, bölgeye mutlaka uyku tulumu ya da mat götürmek gerekiyor. Orada insanlar bir peynir ekmekle bile karınlarını doyurabiliyor. Ama peynir ekmek yerken dahi birbirleriyle sosyalleşmeye, yaralarını sarmaya gayret ediyorlar. Aslında farkında olunmasa da yemeğin orada böyle bir vazifesi var. Bu nedenle yemek dağıtımı yaparken insanlarla sohbet etmeye, acılarını bir an olsun unutturmaya özen gösteriyorduk" diyor.

 

ÖMÜR AKKOR

Depremin ardından bölgeye giden Şef Ömür Akkor, depremzedelere ve kurtarma faaliyetlerinde çalışan görevlilere yemek hizmeti verebilmek adına Kahramanmaraş Elbistan'da 'Yeniden Hayat Lokantası'nı hizmete açtı.

Açılan lokantada altı ay boyunca ücretsiz sıcak yemeğin ikram edileceğini söyleyen Akkor, şu açıklamalarda bulundu: "Günlerdir enkaz kazma, yardım ulaştırma, hastane gönüllüsü, çorba kaynatma ve aklınıza gelemeyecek her türlü destek için Kahramanmaraş Elbistan'dayız. Fakat beni en çok bu haftadan sonraki günler, haftalar hatta aylar düşündürüyordu. 'Gelecek için ne yapabiliriz?' diye düşünmeye başladık ve dört günde Yeniden Hayat Lokantası'nı kurguladık. İlk önce depremden etkilenmemiş ve güvenli olan bir lokantayı sahibinden altı aylık ücreti mukabilinde kiraladık ve burayı ücretsiz bir lokanta haline getirdik. Yanına da ücretsiz bir kafe oluşturduk. Tek isteğimiz, bir nebze olsun hayatı yeniden eski akışına kavuşturmaktı. Burada gidenleri geri getiremeyeceğimizi ve acıları unutturmayacağımızı biliyorduk, lakin bundan sonra da buradaki insanlara yanlarında olduğumuzu hissettirmek istedik. Lokantamız açıldı, bütün Elbistan'a duyurmak istiyoruz, siz de duyurun lütfen. Gücümüz yettiğince, çevre yerleşimlerdeki buraya gelemeyen insanların da evlerine ulaşacağız. Bu fikirde emeği geçen o kadar çok insan var ki teşekkürün yetmediğinin farkındayım. Tüm emeği geçenlerin ellerinden, gözlerinden öperim. Allah hepsinin hayrını, desteğini kabul etsin inşallah."

 

JOSÉ ANDRÉS

2010 yılında Haiti'de meydana gelen depremde afetzedelere sıcak yemek pişirmeye başlayan World Central Kitchen'ın gönüllü şefleri, Türkiye'deki iki büyük depremin ardından hızla bölgeye ulaştı. Kurucusu dünyaca ünlü İspanyol asıllı Amerikalı Şef José Andrés olan ve son olarak Ukrayna işgali sırasında Polonya sınırında sekiz mutfak açan WCK, Türkiye'deki ilk mutfağını Hatay İskenderun'da, ikinci mutfağını ise Kahramanmaraş Elbistan'da kurdu. Diğer WCK çalışanları ise Antakya ve Adıyaman'ın ilçeleri Gölbaşı ve Besni'de sıcak yemek yapımını ve dağıtımını organize etti. José Andrés Şef'in yalnızca ekip göndermekle yetinmeyip kendisinin de bizzat Türkiye'ye gelmesi ve taşınan kolileri dahi omuzlaması kalpleri bir kez daha fethetmesi için yeterli oldu. Ünlü Şef José Andrés, depremzedeler için bir de bağış kampanyası başlattı. Çektiği videoları yayınlayarak bağış toplayan Andrés'in hedefi ise 947 bin TL olarak belirlendi.

 

CÜNEYT ASAN

Deprem bölgesine koşanlar arasında yalnızca şefler yoktu elbette. Ülkemizin önemli restoran sahipleri de yaraları sarmak için sahadaydı. Günaydın Et Restoranları'nın sahibi Cüneyt Asan da depremin ilk dakikalarından itibaren Hatay'a gidenlerdendi.

Bölgeden ihtiyaç haberlerini duyunca hemen sahaya gitmeye karar verdiklerini söyleyen Cüneyt Asan, duygularını şu sözlerle dile getiriyor: "Tırlarımızı doldurduk, seyyar mutfağımızı hazırladık. Şeflerimizle birlikte 20 kişilik Günaydın ekibi olarak yola çıktık. Yolda çok büyük bir kaza atlattık. Bir tırın freni patladı ve yokuş aşağı inmeye başladı. Neredeyse 30-40 arabayı çiğnedi ve sağa sola savurdu, yalnız bize dokunmadı. Bu gibi sebeplerle 24 saat içinde varabildik afet yerine. Vardığımızda doğru bir yere konumlanabilmek için yer bulmamız gerekiyordu. Çünkü yemek hizmetleri hep aynı noktalarda konumlanmıştı. Biz de 'Hiç kimsenin gitmediği yer neresi?' diye araştırdık ve Narlıca isimli bir yer olduğunu öğrendik. Buranın nüfusunun %80'i Suriyeli %20'si ise Türklerden oluşuyordu. Güvenlik desteğiyle bu bölgede tırlarımızı açtık, mutfağımızı kurduk. Sabah, öğlen, akşam olmak üzere her gün 15 bin kişiye günde üç öğün etli sıcak yemek yaptık. Tüm madencilerimize, tüm jandarma ve polis ekiplerimize ve oradaki tüm halkımıza ulaşabilmeye çalıştık. Bu anlamda çok mutluyum. Sosyal medyada paylaşımlarım ve konum bildirmem üzerine, benim orada olduğumu öğrenen, beni çok yakından tanıyan ve bana güvenen birçok yardımsever ihtiyaç dahilindeki ürünleri göndermeye başladılar. Bir yerden sonra yemek yapmayı bıraktım ve yardımları ihtiyaç yerlerine dağıtmaya başladım. Artık yemek sistemi oturmaya başlayınca da ekibimi orada bırakıp İstanbul'a dönüş yaptım. Orada ciddi bir çadır ihtiyacı var, tırımı bu kez çadırla doldurup tekrar sahaya döneceğim. Allah bir daha ülkemize böyle bir acıyı yaşatmasın."

 

MİNE ÖZMEN

Binlerce yıllık coğrafyada birçok medeniyete ev sahipliği yapan Gaziantep'in köklü hanlarından biri olan ve Mine Özmen tarafından yeniden ülkemize kazandırılan Hışvahan, depremi yerinde yaşadı. Restoran sahibi Özmen, Gaziantepli depremzedelerin yaralarını sarabilmek için kollarını sıvayan isimlerden biri oldu.

Sözlerine, "Aslında çok planlayarak başladığımız bir şey değildi" diye başlayan Mine Özmen, eşi ve oğlunun, çalışma arkadaşlarıyla ilgilenirken birden kendini mutfakta bulduğunu anlatıyor: "Hışvahan herhangi bir yara almadı çok şükür. Eşim ve oğlum yakınlarına ulaşmaya çalışırken, ben de kendimi mutfakta buldum. İlk günlerde ekmek hiç ama hiç yoktu. Hatta kızım İpek, Mersin ve Kayseri'den tırla ekmek getirtti. Bu nedenle mutfakları açmalıydık. Hışvahan mutfağından sıcak yemek, Hışvahan önündeki artisan bakery markamız fırın'o'da ve şehir merkezindeki diğer fırın İconova'dan ise ekmek dağıttık. Daha sonra ekip arkadaşlarımız ailelerini güvenli bölgeye götürdü. Birkaç gün içinde gönüllülerimizle her gün büyüdük, biz büyüdükçe ürettiklerimiz büyüdü. Ekipten arkadaşlarımız ayrıca araçlarımıza paketleri yükleyip bölgelere ulaştırdı. Gaziantep dışında İslahiye, Nurdağı ve Maraş'a ulaştık. Bize gelen her vatandaşımız, her gün sıcak yemek ve taze ekmek buldu. Ve bütün bunları 5 yaşından 70 yaşına kadar birbirinden farklı insanlarla başardık. Bize ihtiyaç duyulduğu müddetçe kapılarımız ve mutfağımız hep açık olacak."

  Etiketler


Emoji İle Değerlendir

0 Mutfak Haber Emoji İnanılmaz

İnanılmaz

0 Mutfak Haber Emoji Muhteşem

Muhteşem

0 Mutfak Haber Emoji Beğendim

Beğendim

0 Mutfak Haber Emoji Beğenmedim

Beğenmedim

0 Mutfak Haber Emoji Üzüldüm

Üzüldüm


Yorumlar